sLn de teşekkür etsin :)

21 Aralık 2008 Pazar

Kendimi ifade ederken konuşmaktan çok yazmayı tercih ettim hep, galiba yazmayı daha kolay bulduğumdan...

İşin en tuhaf tarafı kötü şeyleri değil de iyi şeyleri söylerken daha çok zorluk çektim yıllar boyunca.

Biliyorum ki insanlar okumaktan ziyade duymayı tercih ederlerdi pek çok şeyi ama beceremedim/beceremiyorum kolay kolay işte...

Karşıma alıp konuşamadığım insanlar vardı, söylemeyi beceremediğim sözler vardı, vardı da vardı. O yüzden aylar önce yazdıklarımı başkalarıyla da paylaşmaya karar vermiştim. Nereye kadar ulaşırdı söylediklerim, duymasını istediklerim duyar mıydı bilmeden başladım. Doğrusunu isterseniz hâlâ da çok emin değilim yazdıklarım gerçekten yazmayı istediklerim mi, ulaşmasını istediğim yerlerden duyuluyor mu sesim vs. vs.

Sonra da toplaştık işte ve ortaya mavi elmaları olan kırmızı bir ağaç çıktı!

Geçen akşam açıklama yazısı yazmamı istedi Dilara benden, "iyi, yazarım" dedim. Sonra baktım ki çıkmıyor hiçbir şey. Küçük çocuklar gibi panik oldum,
"Ama, ama ben ne yazacağım ya yazamam ki ben, acaba Dilara'ya ben yazamıyorum sen yazar mısın mı desem uff çıkmıyor bir şey yaa"

Sonra bir an durup düşündüm... Neredeyse 1o aydır paylaşıyorum yazdıklarımı birileriyle. Yazmaya başlarken düşündüğümden çok daha fazla insana ulaşıyor sesim. Birileri yazdıklarımı okunmaya değer buluyor, yorumlamaya değer buluyor. 1 paragraf için bu kadar panik olmama ne gerek var :)

Kim ne kadarını okuyor yazdıklarımın bilmem, kimin ne düşündüğünü de bilemem. Aslını sorarsanız deliler gibi bilmek isterdim kimlerin okuduğunu... Gerek yok şimdilik ne düşündüklerini bilmeye, okuyanların kim olduğunu bilsem kâfi :) Düşünceleri sonra alırız :)

Şu an bunları okuyan kişi belki çok yakın bir arkadaşımdır, belki sadece blog vasıtasıyla tanıdığım, ismini cismini bilmediğim ama hayatına dair pek çok ayrıntıyı bildiğim insanlardan biridir, belki çok uzun zamandır görmediğim bir dostumdur, belki x'tir, belki y'dir... Belki okuyorsundur zırvalarımı, bilemem ki :)

Her kimse artık işte okuyan, seviyorum seni be! (muhtemelen seviyorumdur diyelim yine de :p ) Bir yerlerde seni anlayan birilerinin olduğunu bilmek güzel...

Dün çok sevimli mesajlar alıp mutlu olduk, teşekkür etmek istedim her birine ayrı ayrı...

ve RedPharos'le e.d. size de teşekkürler tabii :))))

(Kafamı kurcalayan şeyler var şu an, blogla ilgisi yok tabi. Kelimelerimi idareli kullanmaya çalışıyorum, bu ara ihtiyacım olabilir kendilerine.. Stresliyim, heyecanlıyım, dokunsanız ağlayabilirim ya da deliler gibi gülmeye başlayabilirim... Midemdeki kelebekler dışarı çıkmak için her şeyi yapıyorlar şu an... Öyle bir ruh halinde ancak böyle bir teşekkür edebiliyorum.)

3 yorum:

aysema dedi ki...

Okunuyorsunuz efendim, tanışmasak da...

RedPharos dedi ki...

Canım açıklamayı iyiki istemişim işte çok da güzel yazmışsın eline sağlık :). Emin ol isteyip de yapamayacağın hiçbir şey yok. :)

e.d dedi ki...

teşekkür ederiz aysema :)